Gönye Tasarım: “Hedefimiz iyi tasarlanmış mekanlarda yaşayan daha mutlu insanlar”

Bu haftaki “Ofis Havası” söyleşi serimizde Gönye Tasarım kurucuları Yelin Evcen ve Gönül Ardal ile birlikte mimarlık, gayrimenkül sektörü ve tasarımları üzerine çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

0
3482

Gönye Tasarım Ekip

Bize biraz kendinizden ve Gönye Tasarım ofisinin kuruluş hikâyesinden bahseder misiniz? Bireysel ve birlikte nasıl bir mesleki süreçten sonra bugüne ulaşabildiniz?

Y.E.: Ben İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Mimarlık  bölümü, 1997 mezunuyum. Gönül ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İç Mimarlık bölümü, 2000 mezunu. 2004 yılına kadar ikimiz de farklı firmalarda hem proje hem uygulama olarak iç mimarlık yapıyorduk. 2004 yılında tanıştık ve önce iş ortağı, sonra çok iyi dost olduk. O dönemde yeni yeni inşa edilmeye başlanan markalı konut projelerine örnek daire dekorasyonu yaparak başladık. Yaptığımız örnek daireler beğenildikçe diğer projelerden de talepler gelmeye başladı. Örnek dairelerle beraber kişisel konut dekorasyonu da yapmaya devam ettik. 2010 yılında Gönye Proje Tasarım’ı kurduk.

G.A.: Gönye Proje Tasarım’ı kurmadan önce de birçok örnek daire yaptığımızdan dolayı, Gönye Proje Tasarım’ı kurduğumuzda da beraber çalıştığımız inşaat firmaları mevcuttu. Bu firmalar, yeni projelerinde sadece örnek daire değil, tüm ortak alanlar, tüm daire tipleri ve satış ofisleri iç mimarisinde de bizimle çalışmayı tercih ettiler. Bu işbirliğinin satışlara olumlu etkisinin yanı sıra teknik detaylar ve koordinasyon konusunda çözümlerimiz de markalı projelerde tercih edilmemizi sağladı. Her işimizin bir sonrakilere referans olmasıyla 6 yılda 80 civarı markalı konut ve ofis projesinin iç mimarisini tamamladık. Ekibimizi ve sistemimizi bu yönde oluşturduk ve geliştirmeye devam ediyoruz.

soldan saga_icmimar Gonul Ardal_mimarYelinEvcen

Bu meslekleri seçmeden önce veya sonrasında farklı bir meslek düşünceniz oldu mu hiç?

Y.E.: Lise yıllarında mimarlıktan başka bir meslek yoktu aklımda. Sonrasında da İTÜ’de mimarlık okudum. Fakat iç mekân tasarımının daha çok ilgimi çekmesi ve tasarımda daha özgür hissetmem sebebiyle iç mimarlığı tercih ettim. Sonraki yıllarda kendi işimi kurmadan önce ofis ve şantiyelerde çok yorulduğum dönemde bu işi tamamen bırakıp alternatif aramaya başlamıştım. Fakat sonrasında biraz ara verip yine iç mimarlığa devam ettim. Şu anda yaptığım işten çok memnunum.

G.A: Aile büyüklerimin mesleği  mobilyacılık olduğundan iç mimarlık mesleğiyle ilk ahşap atölyesinde tanışmıştım. Atölyelerde tanıştığım mimarların çalışma şekillerini gözlemleme şansı buldum ve mesleğe hayranlığım lise yıllarımda başlamıştı. Ofislerinde ziyaret ettiğim mimarları gözlemler ve çok özenirdim. Bu zamana kadar yaşamımla ilgili her zaman  bir hedefim olmuştur.  İç mimar olmayı da lise yıllarımda hedefledim. Başka bir meslek sahibi olmayı hiç düşünmedim.

Ofisiniz ismi ve ofis felsefeniz hakkında neler söylemek istersiniz? Mimarlık ve iç mimarlık sizin için ne ifade ediyor?

Y.E.: Gönye, dijital öncesi teknik çizimin olmazsa olmazı bir araçtı. Biz okuduğumuz dönemlerde ikimizin de okullarında projeleri el çizimi olarak hazırlıyorduk. Sonrasında da ikimizin de küçük gönyeleri çantamızdan hiç eksik olmamıştır. Bizim için hem nostaljik, hem işlevsel vazgeçilmez bir araç olan gönyenin, hecelerinin de isimlerimizin birleşiminden oluştuğunu fark ettiğimizde şirketimizin adını bulmuş olduk. Biz “iyi tasarlanmış mekanlar da yaşayan daha mutlu insanlar” anlayışı ile yola çıktık. Bu rotamız doğrultusunda, tasarımlarımızın işlevselliği, estetiği ve teknik altyapısı ile farklı yaşantılara göre şekillenmesini önemsiyoruz. Uzmanlık alanımız olarak tercih ettiğimiz konut ve ofisler, insanların hayatları boyunca en çok zamanlarını geçirdiği yerler. Bu mekanlarda kendilerini konforlu, rahat ve huzurlu hissetmelerinin tüm yaşam kalitelerini yükselten çok önemli bir unsur olduğunun farkında olarak tasarım yapıyoruz.

Y.E.: Mimarlık, özünde barınma ihtiyacı üzerine gelişmiş,  iç mimarlık ise mimari ile sağlanan barınma ihtiyacını daha işlevsel kılmak ve barındığımız yerin içini beğenmek, kendimize veya fonksiyonuna özel hale getirmek üzere ihtiyaç duyulmuş bir dal. İç mimarlık benim için, eğer kullanıcısı ben isem dört duvar içinin bölünmesiyle, elektrik ve mekanik tesisatıyla, rengi ve kaplamalarıyla, mobilyası ve aydınlatmasıyla benim ihtiyaçlarımı karşılayan ve bana özel olmasını ifade ediyor. Bu sebeple markalı konut projeleri için konut tasarımlarımızı yaparken, o projede ev alacak insanlara kullanışlı ve kendi özel eşyalarıyla uyumlu olabilecek nitelikte ve kolayca kişiselleştirebilecekleri, iyi tasarlanmış mekanlar yaratmayı hedefliyoruz. Örnek dairelerle de onlara örnek yaşam alanları sunuyoruz.

G.A.: İşimizi severek ve sürekli gelişerek en iyisini yapmak için çalışıyoruz. İletişimin gücüne inanıyor ve samimi bir iletişimle şeffaf bir çalışma ortamı yaratmaya çalışıyoruz. İyi bir ekip olmak bizim için özel ve değerli. Yetenek ve bilgimizi hedeflerimize uygun yöneterek, iş planı adımlarını ve zamanı iyi programlıyoruz. Olumlu iletişimde olup müşteri memnuniyetini beklentinin üzerinde sunmak üzere çalışıyoruz. İç mimarlığı sadece iş olarak değil hayatımın bir parçası olarak görüyorum. Eğitimini aldığım ve sevdiğim işi yaptığım için şanslıyım.  Hayal etmek ve gerçekleştirmek çok güzel bir duygu. Bir resmi tamamladığınızda tablonun karşısına geçip izlediğiniz gibi eserinizi izlemek işimizin en keyifli kısmı. Böyle zamanlarda tasarım ve uygulamasını tamamladığımız mekandan kopmak çok zor oluyor, mekanı hissederek orada uzun vakit geçirmek çok büyük keyif veriyor.

Ekip yapınızdan bahseder misiniz biraz? Kaç kişi yer alıyor bu ekipte?  İş bölümünü neye göre ayarlamaktasınız?

G.A.: Bugün 23 kişilik bir ekibiz ve toplam 18 mimar/iç mimar olarak faaliyet gösteriyoruz. Ekibimiz, konsept proje ve uygulama projesi olarak ikiye ayrılıyor. Konsept proje bölümümüzde 2 proje yöneticisi ve 3 yardımcı iç mimar çalışıyor. Uygulama proje bölümümüzde 2 proje yöneticisi, 2 proje sorumlusu ve 7 yardımcı mimar/iç mimar çalışmakta. Herkesin iş tanımı, işe başlarken ekipteki ihtiyaca göre belirleniyor. Hangi ekipte ihtiyaç varsa iş ilanı o tanıma uygun veriliyor ve uygun özellikteki adaylar seçiliyor.

Y.E.: Yeni bir iş geldiğinde öncelikle projelerin kalem kalem teslim tarihleri belirleniyor, sonrasında iş yoğunluk durumuna göre o proje için önce konsept, sonra uygulama proje ekipleri oluşturuluyor.

Bir projeyi oluştururken hangi aşamalardan geçiyorsunuz? Süreç nasıl ilerliyor?

Y.E.: Proje bize geldikten sonra ilk önce müşterimizle, projede sözü geçen herkesin dahil olduğu bir briefing toplantısı yapıyoruz ve beklentileriyle birlikte belirlenmiş teknik şartları öğreniyoruz, ayrıca örnek mekanlar ve malzeme kombinasyonları ile hazırladığımız moodboard çalışmasıyla yatırımcının çizgisini ve taleplerini öğrenmeye çalışıyoruz. Mimari proje üzerinden önce yerleşim kontrolü ve düzenlemesi yapıyoruz. Yerleşimde işlevselliği etkileyen statik veya mekanik sorunlar varsa mimar ve ilgili müellifle bu şartları düzeltmek üzere toplantılar yapıyoruz. Yerleşim planları onaylandıktan sonra konsept çalışmaya başlıyoruz. Aldığımız brief’e istinaden projenin bulunduğu bölge, hedef kitle, m2 satış fiyatı ve yatırımcı firmanın çizgisi doğrultusunda en uygun tarzı konsept ekibimizle beraber belirleyerek tasarıma başlıyoruz.

G.A.: Sunum toplantısında tüm konsept, malzeme seçiminden mobilya tasarımına kadar tamamlanmış oluyor. Sunum sırasında karar verilen değişiklikler olursa gerekli revizyonlar bu aşamada yapılıp müşteri onayından sonra avan projeye geçiliyor. Konsept proje yöneticisi bu aşamada projeyi malzeme listeleriyle beraber uygulama proje yöneticisine devrediyor. Avan proje süreci, tüm müelliflerle yapılan koordinasyonları da kapsadığından biraz uzun bir süreç olabiliyor. Bu koordinasyonlar tamamlanıp onaylanan avan proje ve malzeme listeleri akabinde kesin proje ve uygulama projeleri hazırlanıyor. Eğer projede örnek daire yapıyorsak tüm imalat süreçlerinin sonunda aksesuar alımları ve yerleşimi de sürece ekleniyor. Örnek daireler ve satış ofisleri bizim işimizin görünen yüzü, vitrini. Arka planda tüm projenin lobi ve kat koridoru gibi ortak alanlarını, kafe, spa, havuz, soyunma odaları, fitness gibi işlevlerin olduğu sosyal tesislerini ayrıca tüm projedeki farklı daire tiplerini projelendiriyor ve tüm bu mekanlar için gerekli elektrik-mekanik koordinasyonu yapıyoruz.

Sizce iyi bir projenin nitelikleri nelerdir? Bir projeyi şekillendirirken temel aldığınız unsurlar nelerdir?

G.A.: İç mimari proje olarak değerlendirirsek, öncelikle amacına uygun tasarlanmış olması diyebiliriz. Burada amaç yatırımcı tarafından belirlenmiş olabilir veya mimar tarafından önerilmiş olabilir. Projeye başlarken bu iç mekan tasarımının yapılma amaçları doğru belirlenmeli ve süreçte hedef unutulmamalıdır.

Y.E.: Başta optimum maliyette, işlevsel, çevreci ve üst beğeniye uygun tasarlanması amaçlanan bir mekan tamamlanırken minimum maliyette, çevreci yaklaşımdan ödün verilmiş ve sıradan bir projeye dönüştürülebiliyor. Bu hedef değişikliği, bu süreçte yapılan birçok çalışmanın, emeğin ve zamanın boşa harcanması demek. Üstelik baştan farklı hedeflendiği için sonradan yapılan “cost saving” sonucu tasarımın bozulması, ortaya hatalara sebebiyet veren yamalı işlere dönüşme riski taşıyor. Bu sebeple iyi bir proje öncelikle hedefi baştan belirlenmiş bir proje olmalı.

G.A.: Projeyi şekillendirirken temel aldığımız unsurlar; projenin kimlerin kullanımı için tasarlandığı, hangi bölgede bulunduğu, bütçesi ve süresidir.

Teoride sayabileceğimiz bu nitelikleri, pratikte uygularken ne gibi handikaplarla karşılaşıyorsunuz?

Y.E.: Projeler başlarken çoğunlukla gerçekçi kavramlar üzerine pek kurulmuyor. Pazarlama grupları en şık ve gösterişli mekanları hayal ediyor, finans bölümü en düşük bütçeyle projeyi yapmayı hedefliyor, inşaat ekibi en kolay detayları istiyor, satın alma ekibi en ucuz ürünlerle işi bitirmeyi planlıyor, ayrıca hepsi bütün bu işleri en kısa zamanda tamamlamayı hayal ediyor. Bunlar çoğunlukla planlanamadan işlere başlandığı için daha brief aşamasından hepsinin bir arada olma durumunun neden imkansız olduğunu anlatmakla işe başlıyoruz.

’’İş alabilmek için çevre olmadan olmaz ‘’ algısına katılıyor musunuz?

Y.E.: Okuldan mezun olup kendinize bir iş çevresi oluşturmadan iş kurmaya kalkmak tabii ki çok riskli. Ama işini iyi yapan, fark yaratan, sistemli ve özverili çalışan ve iletişim becerileri iyi ve pozitif olan herkesin başlangıçta nerede olursa olsun kendine bir çevre yaratacağını düşünüyorum. Şirket ve ekip kurmadan önce freelance işler yaparak az riskli çevre oluşturmak, işler tek başına yapacağınızdan fazla olduğunda sağlam ve emin adımlarla ilerlemek bize daha uygun bir yöntem. İş almanın en garanti yolu, kişilerin değil önceki işlerinizin referans olmasıyla olur.

G.A.: Bizim yaptığımız her iş bir sonrakilere fazlasıyla referans oldu. Hala da bu şekilde iş alıyoruz. Bizden teklif almak için arayan firma, çoğunlukla bitmiş bir işimizi görmüş ve beğenmiştir. Bizim gibi büyük çaplı projelerin bir parçası olan firmalar için tasarımın beğenilmesi de yeterli değil. Birlikte çalışmak için tercih edilen iç mimari firmaların o konudaki deneyimi, ekibinin uzmanlığı, koordinasyonu, vizyonu,  altyapısı ve sistemli çalışmasıyla uzun ve meşakkatli proje süreçlerine uyum sağlayacak olması iş almak için asıl gerekli etkenler bizce.

Bizimle paylaşmak üzere, seçmenizi istesek sizi en çok ifade eden farklı projeniz veya projeleriniz nelerdir?

Y.E.: Her ne kadar farklı tarzlarda tasarımlar yapabiliyor olmamız projelerin birbirinden farklılaşmasını sağlasa da, her projemiz bizden bir iz taşır. Müşterilerimiz gördükleri projelerden bizim tasarladıklarımızı, bütünlüklerinden ve aksesuarından planlamasına kadar hissedilen uyumdan ötürü tanıyabildiklerini söylüyorlar. Bu da bizim için çok mutluluk verici. Tabii ki bizi en çok ifade eden projeler, en az müdahale edilmiş ve en iyi şekilde imal edilmiş projeler. Bu anlamda bakarsak Pruva 34 projesi, en özgür tasarım yapabildiğimiz projelerin başında gelir. 80 proje içinden bu ayrımı yapmak çok zor, hepsinin yeri ve ifade ettikleri çok farklı. European Property Awards’ta “Best of Europe” ödülü aldığımız Loca Penthouse projemiz ilk ödüllü projemiz olmasıyla bizim için çok değerli.

G.A.: Mavera Sarayları projesi de farklı tarzlarda yapabildiğimiz tasarımları temsil ediyor bizce.  Çok sayıda proje yaptığımız için şu anda henüz basınla paylaşmadığımız yeni projelerimiz en güncel şekilde bizi yansıtıyor tabii ki. Ofis projelerinden de, “A Design” tasarım yarışmasında mekan tasarımı dalında gümüş ödül aldığımız Sembol İstanbul satış ofisi, bizi gururlandırılan ve satış ofisleri tasarımında öncü olarak yeni bir tarzı başlatan projemizdir.

Ofisinizin ’ Yeşil Tasarım’ a bakışı nasıl?  Uyguladığınız projelerinizde araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyor musunuz?

G.A.: Türkiye’nin geneline bakarsak ne yazık ki sürdürülebilirlikle ilgili pozitif bir tablo görmek mümkün değil. Fakat bu bilincin yavaş da olsa oluşmaya başladığını ümit ediyoruz. Sürdürülebilirlik, yatırımcıların öncelikleri arasında yer almıyor; ancak bu konuda örnek teşkil eden firmalar ve bu firmaların fark yaratan projeleri mutlaka diğerlerini de etkileyecektir, diye düşünüyoruz. Kullanıcıların da bu bilinci taşıyarak yatırım yapacakları veya yaşayacakları binalar için tercihlerini sürdürülebilirlik sertifikasına sahip projelerden yana yapmaları diğer yatırımcıları da mutlaka tetikleyecektir. Sürdürülebilir iç mekanlar için kullanılacak malzemelerin seçiminde sürdürülebilirlik kriterlerine uygun ürünler veren markaların ürünlerinin tercih edilmesi önemli bir kolaylık. Mümkün olduğunca yakın çevreden tedarik edilmiş, üretim, nakliye ve montaj aşamalarında sürdürülebilirlik kriterlerine uyulmuş ürünlerin kullanılması çevreye zarar vermeyen iç mekanların tasarımındaki önemli adımlardan biri. İç mekanda sürdürülebilirliği en çok etkileyen konuların başında gelen su tasarrufuna dikkat etmek, kullanılacak tüm armatür ve rezervuarları su tüketimini en aza indirgeyen ürünler arasından seçmek, aydınlatma armatürlerinde de tercihi enerji verimliliği yüksek ürünlerden yapmak en çok dikkat edilmesi gereken noktalar olarak öne çıkıyor.

Gayrimenkul ve konut projeleri alanında uzmanlaşmış bir ofis olarak geçmişten bugüne bu alanlardaki tasarım anlayışında neler değişti? Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Y.E.: Bizim gayrimenkul sektörüne girişimiz, 2004 yılında büyük bir projenin sadece örnek dairelerini dekore ederek oldu. O dönemde markalı konut projeleri sayıca çok azdı ve özel bir iç mimari tasarım çalışması yapılmıyordu. Standart malzemelerle, standart banyo-mutfaklar ve kapılar hazırlanıyor, genelde her yer tek bir renk ve malzeme ile yapılarak minimum görsellikte daireler alıcı buluyordu. Zaman içinde markalı konut projelerinin güvenilir olması, taksit ile uygun fiyatlara alınabilmesi ve tamamlanan projelerin prim yapması sebebiyle hem yatırım hem yaşam için tercih edilmeleri satışların artmasına, satışların artması da yeni projelerin yapılmasına olanak sağladı.

G.A.: Zaman içinde konut projelerinin sayısı arttıkça rekabet de arttı. Önceden özel tasarlanmadan, mahal listeleriyle hazırlanıp tekdüze üretilen iç mekanlar, özel tasarım kişisel konutlar gibi özenle tasarlanmaya başlandı. Biz bu sürecin bizzat içinde tüm değişim sürecini yaşadık. Çalıştığımız her projede kapı, mutfak, banyo dolapları ve vestiyerleri özel detaylarla tasarlamaya başladık. Bir bölgede bir projenin örnek dairesini yaptıktan sonra sadece o bölgede en az 3-4 proje daha yapmamızın “

Y.E.: 10 yıl önce gayrimenkul projeleri, sadece konut ihtiyacını karşılamak üzere minimum işlevsellik ve görsellikte yapılırken bugün tasarım yarışmalarına katılıp ödül alacak nitelikte projelere ulaşılmış olması bu sektördeki tasarım anlayışının ne kadar geliştiğini anlatıyor.

03 GonyeProjeTasarim-ParkMaveraSatisOfisi06 GonyeProjeTasarim-NuvaDragosSatisOfisi08 GonyeProjeTasarim-NidaparkBasaksehirSatisOfisi01 GonyeProjeTasarim-Pruva34

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here